Çar, 11/22/2023 - 14:01 tarihinde halukgoksel tarafından gönderildi

Yayın Tarihi

NeONBRAND, Unsplash

Kendime Sormam Gereken 5 Soru: Öğretmenliğin 5 Önemli Boyutu

Yazar: Prof. Dr. Cem Balçıkanlı

Sosyal medya üzerinden takip ettiğim öğretmen oluşumlarından biri de “Öğretmen Ağı”. Kendilerini internet sayfalarında “Öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve iş birliği ağıdır.” şeklinde tanıtan bu oluşumun öğretmenlerin dayanışmasına büyük katkıda bulunduğuna inanıyorum. İşte “Öğretmen Ağı” oluşumundan gelen bir e-posta birazdan okuyacağınız yazının yazılmasına neden oldu.

Değerli meslektaşım Yakup Yıldırım, topluluklarının bir Medium hesabı bulunduğunu ve burada öğretmenlere yönelik pek çok yazı yayımladıklarını ve benim de bir yazımla bu oluşuma katkıda bulunmak isteyip istemediğimi sordu. Ben de memnuniyetle katkıda bulunabileceğimi ancak programımın yoğunluğundan dolayı biraz süre istediğimi söyleyen bir e-posta ile kendisine yanıt verdim. Ancak bu süreçte öğretmenlerin bulunduğu bir toplulukla hangi konuyu paylaşmak istediğimi de sürekli bir şekilde düşünmekten kendimi alamadım. Bu yazıda ben öğretmenlere ne söylemek isterdim sorusuna yanıt aramaya çalışacağım. Bunu yaparken 5 önemli boyut açısından yaklaşıp değerli öğretmenlerimizle küçük bir yolculuğa çıkmak arzusundayım.

Başlayalım mı?

Öğretmenliğin beş önemli boyutu:

1) Öğretim felsefem nedir?

Bir öğretmenin ister mesleğe başlamadan önce isterse de başladıktan sonra kendisine sorması gereken en önemli sorulardan biri öğretim felsefesinin ne olduğudur. Bu sayede kendi felsefi yaklaşımını oluşturarak ünlü psikiyatr Viktor E. Frankl’in “İnsanın Anlam Arayışı” isimli müthiş eserinde olduğu gibi kendi öğretim amacını sorgulayabilir ve bu amacına ulaşırken öğrencilerinin anlam arayışlarını bulma sürecinde onlara yardımcı olabilir.

2) Nasıl hatırlanmak istiyorum?

Adam Fawler’in “Empati” kitabının hemen başında harika bir alıntı vardır.

“İnsanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur; ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz.”

Yaşadığımız onca deneyim ışığında öğrencilerle kurulan iletişimde tıpkı bu sözde olduğu gibi duygular ve öğrenciler tarafından nasıl hatırlanacağımız çok önemlidir. Belki de bu sayede “Hıçkırık” filmindeki öğretmen gibi emekliliğinize büyük bir şölen eşliğinde gönderilirsiniz.

3) Kendimi entelektüel anlamda nasıl beslemeliyim?

“Okumak, bazen yaşadığın şehri bazen tüm dünyayı bazen geçmişi bazen bugünü bazen bir yabancıyı bazen sadece kendini keşfetmektir.” diye benim için son derece geçerli olan bir cümleyle karşılaştım. Öğretmen olarak romanlarla, filmlerle, tiyatro oyunlarıyla, operalarla vb. sanat eserleriyle sadece entelektüel anlamda beslenmiş olmuyoruz aynı zamanda öğrencilerimize eğitimin en önemli görevlerinden biri olan rehberlik sürecinde de anlamlı katkılar sunuyoruz. Dahası bazı kavramların içselleştirilmesine yönelik sayısız yeni yöntem ve teknik kullanmamız da bu sayede mümkün olabiliyor. Tıpkı Morgan Freeman’ın başrolünü oynadığı “Lean On Me” filmindeki bazı sahnelerde kullanılan yöntemlerin tüm derslere rahatlıkla uyarlanabilmesi gibi.

4) Öğrencilerime güvendiğimi nasıl gösterebilirim?

Eğitimle ilgili tüm araştırma verilerini bir tarafa koyarsak öğrenci-öğretmen etkileşimini en üst düzeye çıkaran çok önemli bir boyut karşımıza çıkıyor.

Öğretmenlerin öğrencilerine duydukları güven.

Eğer öğretmenler, öğrencilerinden yüksek beklentilere sahip olursa ve bunu da onları güdülemek için kullanırlarsa başarı kaçınılmaz hale geliyor. Gerçek bir hayat hikâyesi olan “Özgürlük Yazarları” isimli etkileyici filmde öğrencilerinin kendilerini gerçekleştirme potansiyellerine inanan bir öğretmenin nasıl başarılı bir hikaye ortaya koyduğunu umutla izlemedik mi?

5) Nasıl hep öğrenen biri olarak kalabilirim?

Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylediğine inanılan bir sözü var.

“Öğretmenlik ömür boyu sürecek bir öğrenciliktir.”

Lise yıllarında okuduğum “9 Numaralı Otobüsle Cennet’e” isimli kitapta Leo Buscaglia bize öğrenmenin ve kendini geliştirmenin sonunun olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Öğrencilerle anlamlı hikâyelerle yazmak isteyen tüm eğitimciler için de hep öğrenen kalmak ve öğrendiklerini kendi öğrenme ve öğretme bağlamlarına uygulamak en büyük gerekliliklerden biridir.

Son Söz

Bu kısa yazıda değerli öğretmenlerimizin öğretmenlik üzerine kendilerine sormalarına faydalı olacağına inandığım beş boyutu ele aldım. İnanıyorum ki bu ve benzer sorular bizi kendi konfor alanımızdan çıkarıp imrenerek okuduğumuz ve izlediğimiz o “gerçek öğretmenler” olma yolculuğunda yolumuzu bulmamıza yardımcı olacak önemli ipuçlarıdır.

Bu yolculukta hepimize bol şanslar…


Cem Balçıkanlı Hakkında

1980 yılında İstanbul’da doğan Cem Balçıkanlı, 2013'te doçent, 2019'da da profesör unvanlarını aldı. Uluslararası yayınevleri tarafından yayımlanmış kitaplarda bölümleri, uluslararası endekslerde taranan dergilerde makaleleri ve çeşitli dergilerde eğitim içerikli yazıları bulunmaktadır. 2011'den beri ESCI endeksinde taranan The Journal of Language Learning and Teaching (jltl.com.tr) isimli derginin editörlüğünü sürdüren Balçıkanlı, halen Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, İngiliz Dili Eğitimi Ana Bilim Dalında lisans ve lisans üstü dersler vermektedir.

Okul öncesi çocuklara yönelik hazırlanan Minik KAFA dergisinde “Funglish” isimli eki hazırlamaktadır. Ayrıca Bilim ve Gelecek Kitaplığı tarafından yayımlanan “50 Soruda Dil Öğrenme” isimli bir kitabı bulunmaktadır. Prof. Dr. Balçıkanlı’nın, Prof. Dr. Kemal Sinan Özmen ile hazırladığı ve Altın Kitaplar Akademi Yayınlarınca basılan “Çocuğum İngilizce Öğreniyor” isimli kitabı ise yakın zamanda raflardaki yerini almıştı.



Öğretmen Ağı; öğretmenlerin, meslektaşları ve farklı disiplinlerden kişi ve kurumlarla bir araya gelerek güçlendiği bir paylaşım ve işbirliği ağıdır. Ayrıntılı bilgi için tıklayın.