<< GERİ

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun Fikritakibi

Birçok meslek grubu için var olan “meslek kanunu”, eğitim paydaşlarının öğretmenler için yıllardır talep ettikleri ve bekledikleri bir gelişmeydi. Öğretmenlik Meslek Kanunu dokuz aydır yürürlükte. 

Öğretmenlerin çalışma koşullarını, haklarını, görev ve sorumluluklarını belirlemesi beklenen kanun, kapsamının beklenenden sınırlı olması ve hazırlık sürecinin yeterince katılımcı ve şeffaf olmaması nedeniyle eleştirilmiş ve kanunla gelen yapısal değişikliklerin öğretmenleri nasıl etkileyeceği kamuoyunda geniş çapta tartışılmıştı. 

ARKA PLAN’ın bu bölümünde 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne yaklaşırken, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun fikritakibini yapıyor; kanunun getirdiği değişikliklerin öğretmenleri nasıl etkilediğini, onların görüşlerini derleyerek ele alıyoruz.

Öğretmenlik Meslek Kanunu ile Ne Değişmişti? 

Öğretmenlik Meslek Kanunu, uzun yıllardır öğretmenlerin ve eğitim alanında çalışan sivil toplumun öncelikli gündemlerinden birini oluşturuyordu. TEDMEM’in 30 ülkeden 73 yasal metni inceleyerek 2018 yılında hazırladığı Öğretmenlik Meslek Kanunu öneri metni, Türk Eğitim-Sen’in 12-25 Kasım 2020 tarihleri arasında düzenlediği “Öğretmenlik Meslek Kanunu için İmza Kampanyası”, Şuurlu Öğretmenler Derneği ve Eğitimci İnisiyatifi Grubu'nun Ekim 2019'da yayımladığı "Öğretmenlik Meslek Kanunu Hakkında Düşünceler" raporu ve Eğitim-Sen’in 2019 yılında düzenlediği “Eğitimde Dönüşüm, Vizyon Belgesi ve Öğretmenlik Meslek Kanunu” paneli bu yoğun talebin göstergelerinden yalnızca birkaçı. Öyle ki, Öğretmenlik Meslek Kanunu Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer tarafından “60 Yıllık Özlem Sona Erdi” mesajı ile kamuoyuyla paylaşıldı. 

Kanunun belki de en dikkat çeken yönü, aday öğretmenlik, öğretmenlik, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik olmak üzere dört basamaklı mesleki bir kariyer yolu sunması oldu. Kanunda kariyer basamakları ile ilgili belirtilen şartlar şöyle: 

  • Mesleğinde 10 yılı doldurmuş öğretmenler, uzman öğretmenlik sınavına katılabilecek, sınavda başarılı oldukları takdirde uzman öğretmen olabilecekler.  
  • Uzman öğretmenlikte 10 yılını doldurmuş olan öğretmenler, başöğretmenlik sınavına katılabilecek, sınavda başarılı oldukları takdirde başöğretmen olabilecekler.
  • Herhangi bir alanda yüksek lisans eğitimini tamamlayanlar uzman öğretmenlik, herhangi bir alanda doktora eğitimini tamamlayanlar ise uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanı için yazılı sınavdan muaf tutulacaklar.* 

“Uzmanlık” çoktan seçmeli bir sınavla edinilebilir mi? 

Öğretmen Ağı’nın 2022 Ekim ayında iki kez düzenlediği ve öğretmenlerin iyi olma hâline odaklanan toplantılara katılan yaklaşık altmış Değişim Elçisi öğretmen, uzman öğretmenlik sınavına hazırlık sürecine ilişkin deneyimlerini paylaştılar. Öğretmenlik mesleğinin bir kariyer yolculuğunun oluşturulması ve öğretmenlerin mesleğe adım attıktan sonra mesleki gelişimlerini devam ettirmelerinin gerekli olduğu düşünülse de çoktan seçmeli bir sınavın, mesleki gelişimi ne ölçüde destekleyebileceğine dair soru işaretleri bulunuyor. Bir Türkçe öğretmeni konuyla ilgili görüşlerini şöyle paylaşıyor: 

“Öğretmenlik bir uzmanlık mesleği evet. Bir yandan da 17 yıldır öğretmenim ve öğretmen kitlesi birbirinin aynı değil. Bir ayırma yapılması gerektiğine katılıyorum. Bunun yolu çoktan seçmeli sınav olmamalı. Yurt dışında bu iş öğretmenler belli eğitimlere çekilip, sertifikalarla ve programlarla desteklenerek yapılıyor. Öğretmenler, uzun zaman çalıştıkları için değil yaptıkları ile fark yarattıkları için desteklenebilirler.”

Kanun teklifinin yasalaşmasının ardından, uzman öğretmenlik sınavının tarihi 19 Kasım 2022 olarak belirlendi ve bu sınava girmeye hak kazanan öğretmenler, video içeriklerden oluşan 180 saatlik bir mesleki gelişim eğitimi ile sınava hazırlandı. Video içerikleri faydalı bulanlar kadar öğretmenin gelişimine anlamlı bir katkı sunmayacağını düşünenler de var. Bir devlet okulu öğretmeni görüşlerini şöyle dile getiriyor: 

“Bazı öğretmenler sınav koşullarının yeni ve kendilerinin takip etmemiş oldukları konulardan olduğunu ve sınav sayesinde bu konulara baktıklarını söylüyorlar. Ancak bunun öğretmenlik pratiğine ne gibi bir katkısı olacağını bilmiyorum. Her şeyin bir sınavı var; 'sınava girersen kazanırsın, statün artar' mantığını görüyoruz. Tıpkı öğrencileri sınava hazırladığımız gibi bir zihniyet var.”

Benzer şekilde, sınava hazırlık sürecinin aynı zamanda okullarda gerilim ve rekabeti artırdığı, öğretmenlerin ortaklaştığı noktalardan. Sınavı geçemezse dalga konusu olacaklarını düşünen öğretmenlerin azımsanmayacak sayıda olduğu dile getiriliyor. Öte yandan uzmanlığın sınav ile alınabilen bir statü olmasına karşı çıkan öğretmenler de var. Hatay’da görev yapan bir öğretmen şunları söylüyor: 

“Biz öğretmenler zaten uzmanız. KPSS’yi geçtik, uzmanlığımızı aldık. Başka bir ölçü ve değerlendirmeyi kabul etmek, uzman olmadığımızı kabul etmek anlamına geliyor diye düşünüyorum. Mesele mesleki gelişimse bunun çözümü bir sınav olmamalı.”

Maddi teşvikler öğretmenin iyi olma hâlini sağlar mı? 

“Bir öğle yemeği molası bile vermeden, sadece uyku zamanı dinlenip gün içinde sürekli çalışarak bir fatura bile ödeyemiyoruz. Günlerim, öğretmenlik tatmini yaşamadan, yetersizlik ve değersizlik duygularıyla geçiyor.”

Öğretmenlik mesleğinin kariyer yapısına ilişkin küresel bir ortaklığın varlığından bahsetmek güç. Avrupa Birliği ülkelerinde, her bir basamakta artan ve karmaşıklaşan rollerin olduğu hiyerarşik mesleki yolculuklar gibi, görev süresi ve performansa göre düzenlenen yatay yolculuklar da yer alıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise ‘model öğretmen’ ya da ‘mentor öğretmen’ olarak anılan ve öğretmenlere, kendi tecrübelerini meslektaşlarına aktarmak gibi ilave sorumluluklar tanımlayan kariyer basamakları mevcut*. Her biri bulunduğu ülkenin eğitim sistemi ve koşullarına göre geliştirilen mesleki gelişim yolculukları birbirinden epey farklı, yine de ortak bir noktaya sahip: Kariyer yolculuğunda ilerlemenin maddi olarak teşvik edilmesi. Özellikle son dönemlerde, öğretmenlerin yaşadıkları ekonomik sıkıntılar hayatlarını daha da zorlaştırıyor. 

“Öğretmenlerin en yakıcı gündemi ekonomik sıkıntılar. Öğretmenler maaşlarıyla geçinemiyorlar, büyük şehirlerde kiralarını bile ödeyemiyorlar. Öğretmenler mesleki ve kişisel gelişimleri için kalan zamanlarını özel derslere, kurslara ve özellikle ‘Destekleme ve Yetiştirme Kursu’na (DYK) ayırıyorlar. Öğretmenler olarak hayatta kalmamıza yetecek ücretler almadığımız için iki kat ücret ödenen DYK’ları açmak için neredeyse yarışıyoruz. Mesleki olarak kendimizi, eğitim sistemini, çocukları geliştirmek yerine ek ücret arayışında kayboluyoruz.”

Ekonomik kaygı ve sıkıntılar, öğretmenlerin yanı sıra çocukları ve eğitimin niteliğini de etkiliyor. Etraflıca’nın Okul Yemeği bölümünde belirtildiği üzere, 2022’in ilk sekiz ayında gıda enflasyonunun önceki yılın ortalamasına göre yüzde 73,2 artması, özellikle dar ve orta gelirli hanelerdeki çocuklar için yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya erişimin zorlaştığı anlamına geliyor. 

Okul yemekhanelerindeki yemek ücretlerini karşılayamayan çocuklar yeterli beslenemiyor, okul temizliği hizmetlerinde kesintiler yaşanıyor. Çalışma koşulları dolayısıyla mesleki tatminleri azalan öğretmenler bir yandan da okul terki gibi ciddi bir problemle baş başalar. 

Okulun sağladığı çocuk koruma sisteminin zayıfladığı durumlarda bazı öğretmenler bu eksikleri kendi imkânları ile telafi etmeye çalışıyorlar. Ancak bu yeterli ve kalıcı bir çözüm sunmaktan uzak: 

“Bir öğretmen olarak öğrencilerimi kendi bütçemle sosyal etkinliklere götürürdüm. Bunu artık yapamıyorum. Çünkü kiramı bile ödeyemiyorum.” 

Maddi teşvikler öğretmenlerin refahına katkı sağlasa da birçok öğretmen sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel anlamda yaşamlarından memnuniyetlerinin yani iyi olma hâllerinin gözetilerek refahlarının artırılması gerektiğini vurguluyor. Öğretmenler, sınava girme motivasyonlarınınn mesleki gelişimden ziyade ücret artışı olduğunu ve uzman öğretmenliğin yalnızca ekonomik katkı üzerinden ele alınmasının mesleklerinin itibarlarını zedelediğini söylüyorlar.

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun yasalaşmasının ardından neler oldu?

3 Şubat 2022
Öğretmenlik Meslek Kanunu, 3 Şubat 2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek yasalaştı. 

14 Şubat 2022
Öğretmenlik Meslek Kanunu Resmi Gazete'de yayımlandı. Aynı gün, kanun doğrultusunda hazırlanan “Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği Taslağı’nın Detayları” MEB’in web sitesinde yayımlandı.*

14 Mart 2022
TEDMEM öğretmenlerle ilgili konuları düzenleyen mevzuatın bütünlükten uzak ve dağınık olduğunu vurgulayarak, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği Taslağı’na ilişkin görüşünü yayımladı. 

8 Nisan 2022
CHP, Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun iptali için Anayasa Mahkemesi'nde dava açtı. 

12 Mayıs 2022
Öğretmenlik Meslek Kanunu’na dayanılarak hazırlanan ve resmi eğitim kurumlarında görev yapan aday öğretmenlerin yetiştirilmeleri ile öğretmenlik kariyer basamaklarında ilerlemelerine ilişkin usulleri ve esasları düzenleyen "Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlandı.

13 Mayıs 2022
Uzman ve başöğretmenlik sınavlarıyla ilgili MEB tarafından yapılan duyuruda, eğitim programının başvurularının 1-10 Haziran 2022 tarihleri arasında alınacağı ve eğitimlerin 18 Temmuz’da başlayacağı; 19 Kasım 2022'de yapılacak yazılı sınav başvurularının 26 Eylül-3 Ekim 2022 tarihleri arasında alınacağı ve sınav sonuçlarının 12 Aralık 2022 tarihinde açıklanacağı belirtildi.

18 Temmuz 2022
MEB, uzman ve başöğretmenlik eğitim programına 614 bin 445 öğretmenin kabul edildiğini ve sürecin başladığını açıkladı. 

18 Ağustos 2022
Eğitim-Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu ve yönetmeliği, seminer ile sınavların iptal edilmesi talebiyle 48 şehirde eylem yaptı.*

8 Eylül 2022
Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu protesto etmek üzere MEB’e yürümek isteyen Eğitim-Sen’li öğretmenlere polis tarafından müdahale edildi.* 

21 Ekim 2022
Eğitim-Bir-Sen tarafından Öğretmenlik Meslek Kanunu Taslak Önerisi kamuoyuna sunuldu. 

31 Ekim 2022
MEB tarafından yapılan açıklamada sınavın öğretmenlerin yeterliliğini ölçme amacı taşımadığı, isteğe bağlı bir kariyer sistemi olduğu vurgulandı. Şartları sağlayan öğretmenlerin yüzde 95'inin eğitimlere başvurduğu, bu kişilerin yüzde 99'unun eğitimlerini tamamladığı, eğitimlerini tamamlayan öğretmenlerin yüzde 98'inin sınava başvurduğu ifade edildi.*

2 Kasım 2022
Öğretmenlik Meslek Kanunu'na karşı yurt genelinde iş bırakma eylemi yapıldı.

9 Kasım 2022
Anayasa Mahkemesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yapılan başvuruyu görüşmek üzere toplandı. Yüksek Mahkeme, MEB’in ve en fazla üyeye sahip üç eğitim sendikasının dinlenmesine karar verdi.* Bu sürecin, 19 Kasım’da yapılması planlanan uzman öğretmenlik sınavını etkileyip etkilemeyeceği henüz bilinmiyor.

Özetlemek gerekirse, hazırlık süreci, getirdiği düzenlemeler ve kapsamadığı konular sebebiyle kamuoyunda birçok tartışmayı beraberinde getiren Öğretmenlik Meslek Kanunu’na yönelik tepkiler, kanun yürürlüğe girdikten sonra da devam etti. 

Başta kanunun öznesi olan öğretmenlerin ve diğer eğitim paydaşlarının katılımıyla, öğretmenlerin tüm haklarını ve iyi olma hâllerini, nitelikli eğitim hakkının gereği olan talepleri ve öncelikleri gözetecek şekilde kanunda yeni düzenlemeler ve/veya kanunu tamamlayıcı düzenlemeler yapılmasının önemini vurgulayarak ARKA PLAN’ın bu bölümünü sonlandırıyoruz.