Salgınla birlikte hayatımıza giren “yeni normal” ve “kontrollü normalleşme” kavramlarını 2021’de de sık sık duyduk, deneyimledik. Bir yandan COVID-19, farklı yüzleriyle bizi kaygılandırmaya, nefes ve hareket alanlarımızı daraltmaya devam etse de belki yeni normal artık o kadar da yeni olmadığı için normali tekrar değerlendirmeye, baştan yaratmaya başladık. Yılın son ARKA PLAN bölümünde, krizler çağında normalleşmeye çalışırken sıklıkla dilimizde olan kavramları ele aldık.

Türkiye’de ilk vakanın açıklanarak salgın tedbirlerinin alınmaya başladığı 2020’nin mart ayında “normal” uzaktan eğitim ve çalışma, sokağa çıkma yasakları, fiziksel mesafe oldu. Bu yeni normalde birçoğumuz belirsizlikle baş etme, uyum ve temel haklara erişim gibi konularda zorlu bir sınav vermeye zorlandı. 2021-22 eğitim öğretim yılının yüz yüze olarak başlaması ve gündelik sınırların daha esnek hâle gelmesi ile yeni bir “yeni normal” hasıl oldu.  2021’in son ARKA PLAN bölümünde, bu yeni normallerde daha belirgin hâle gelen, üzerine düşündüğümüz ve üretimlerde bulunduğumuz kavramları tekrar hatırlayalım istedik. 

1.Dijital uçurum

Farklı sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin ve toplulukların bilgi iletişim teknolojilerine erişimde ve kullanımında yaşadığı eşitsizliği anlatan dijital uçurum artık varlığı daha görünür olan ve derinleşen bir kavram. Uzaktan öğrenciliği masaya yatırdığımız 2021’in ilk ARKA PLAN bölümünde bir 5. sınıf öğrencisi “Bazı arkadaşlarımızın interneti yok, uzakta oturuyorlar. İnterneti olmayanların derslerinde kopukluk oluyor.” diyerek en naif şekilde açıklamıştı konuyu. İçinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitime erişemeyen, erişme imkânı olsa bile yine içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitim araçlarını etkin izleyemeyen öğrenciler tıpkı eskisine olduğu gibi yeni normale ayak uydurmakta zorlanan kesimlerden yalnızca biri. 

Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yürüttüğü ve geliştirdiği erişim uygulamalarına karşın içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitime erişemeyen, erişme imkânı olsa bile yine içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitim araçlarını etkin izleyemeyen öğrenciler oldu. Bu süreçte öğrenciler arasındaki “dijital uçurum” var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirme riskini artırdı.

“Kuryelik yapıyorum, siparişleri götürüyorum, temizlik yapıyorum, bulaşık yıkıyorum. Dükkândan canlı derslere bağlanmaya çalışıyorum. Böyle bir ortamda dersi anlamak, dinlemek çok zor. Öğretmenler de ‘Neredesin sen, gürültü çok’ diyor. ‘Dükkândayım, çalışmak zorundayım’ dedim ama kimse de dönüp başka bir şey sormadı.”
11. sınıf öğrencisi

2.Öğrenme kaybı

Eğitimde eşitsizlik, dijital uçurum ve hibrit eğitimin yanı sıra salgınla birlikte hayatımıza giren ve en çok tartışılan konulardan biri de bu yıl bir ARKA PLAN bölümünü ayırdığımız “öğrenme kaybı” oldu. Eğitim İzleme Raporu 2021: Öğretmenler dosyası kapsamında görüşülen Sınıf Öğretmeni M. “Öğrencilerim salgın başladığında 1. sınıftı. Davranışsal olarak tam gelişemeden 3. sınıf oldular. Sınıfımda farklı akademik seviyelerde öğrenciler oluştu. Bu kayıpları gidermek için yoğun çaba harcıyorum. En çok velilerin desteğine ihtiyacım var. Okul müdürü de bizlere soruyor öğrenme kayıplarıyla ilgili ne yapmayı planlıyorsunuz diye. Sistemsel olarak bize sunulmuş bir öneri yok.” diyerek hem öğrenme kayıplarına hem de bu kayıpların telafisinin yalnızca öğretmenin omzunda olduğuna işaret etmişti. Öğretmen Ağı Değişim Elçisi Seval Binici’nin EGR Blog’daki yazısında öğretmen gözünden öğrenme kayıplarını, okulun bir sosyal ortam olarak önemini ve çocuk koruma sistemindeki rolünü anlamıştık.

Salgın sürecinde okulların kısıtlı bir süre açılmış olmasının ve çoğunlukla uzaktan eğitime devam edilmesinin, sadece eğitime erişimi değil çocukların okul aracılığıyla eriştikleri sosyal hizmetlerden ve koruma mekanizmalarından da yararlanmalarını nasıl engellediğini Eğitim İzleme Raporu 2021: Öğrenciler ve Eğitim Erişim dosyasında detaylarıyla okumuştuk.

Öğrenme kaybını derinden hisseden bir grup da dezavantajlı öğrenciler oldu. Mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları eğitimin yanı sıra oyun oynamaya dahi zaman ve imkân bulamadı. Mevsimlik tarım işçiliği yapan ailelerin bulunduğu geçici çadır alanlarında uzaktan eğitim olanaklarının erişilebilir olmaması nedeniyle çocukların eğitiminin desteklenmesi için ek mekanizmalara ihtiyaç duyuldu. Eğitimi sürdürebilmek için ihtiyaç duyulan desteğin sağlanamaması ve eğitim ortamlarının kapsayıcı kılınamaması salgın öncesinde de Roman çocukların eğitim hayatından kopmasına yol açıyordu. Geçtiğimiz süreçte de Roman çocukların çoğunluğu eğitim süreçlerinin dışında kaldı. TÜİK’in yayımladığı Çocuk İşgücü Anketi sonuçlarına göre çalışan çocukların eğitimine ilişkin verilere bakıldığında çocukların %34,3’ünün okula devam etmediği dikkat çekti. Uzaktan eğitim sürecine geçilmesi internete erişemeyen çocukların eğitimin dışında kalmasına yol açtı. Köy okullarında öğrenim gören öğrenciler de bu durumdan etkilendi. Öğrencilere ulaşabilmek ve öğrencilerin öğrenmelerini destekleyebilmek için bireysel inisiyatif ve çaba gösteren öğretmenler, birebir telefon görüşmeleri yaptıklarını, WhatsApp kanalıyla sesli ve yazılı konu anlatımları ile ödevler paylaştıklarını aktardı.

3.Öğretmenin iyi olma hâli

Yeni normalde sıklıkla değindiğimiz bir diğer kavram ise öğretmenin iyi olma hâli oldu. Hem bu yıl bir ARKA PLAN bölümüne başlık oldu hem de Eğitim İzleme Raporu 2021: Öğretmenler dosyasında etraflıca ele alındı. Eğitimin niteliği, öğrencinin iyi olma hâli ve başarısıyla doğrudan ilişkili olan öğretmenin iyi olma hâlini çalışma koşullarını, özlük hakları, eğitim ortamlarının niteliği, meslektaşlar arası işbirliği gibi pek çok konu belirleyebiliyor. Öğretmen dayanışmasının zor ve belirsiz zamanlarda çare olabildiğini, salgın sürecinde öğretmenlerin Öğretmen Ağı, KODA ve ÖRAV gibi kurumların çalışmalarıyla nasıl güçlendiğini ve motivasyon bulduğunu bu yıl birlikte keşfettik. Mesleki dayanışmanı  öğretmenliğin meslek itibarıyla da nasıl doğrudan ilişkili olduğunu öğretmenliğin toplumsal değerini irdelediğimiz ARKA PLAN bölümünde okuduk.

Her gün çok çeşitli sorunlarla karşılaşıp, çocukları hayata hazırlamak gibi sorumluluğu yüksek bir iş yapan öğretmenlerin iyi olma hali çoğu zaman öğrencinin iyi olma halinin bir aracı olarak görüldü ancak öğretmenin iyi olma hali başlı başına bir amaç olarak ele alınmalıydı.

Öğretmen Ağı Değişim Elçisi Seval Binici, konuk olduğu Öğretmenin Sesi podcastlerinin öğretmenler gününe özel bölümü Öğretmenin İyi Olma Hâli’nde “İyi olma hali pandemi ile birlikte pek çok alanda daha fazla duymaya başladığımız bir kavram. Pandemi hepimize iyi olmamız gerektiği konusunda farkındalık sağladı. Öğretmenin iyi olma hali ise pek çok bağlamdan etkileniyor ve birçok yöneden eğitim süreç ve çıktılarını etkiliyor.” diyerek kavrama dikkat çekti.

4.Oyun

Bu yıl odağımıza alırken en çok heyecanlandığımız kavram “oyun”du. 18. Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nda (İÖK) öğretmenlerin yaratıcılığıyla ortaya çıkan iyi örneklerden bu yıl da ilham aldık, umut dolduk, panellerden yeni içgörüler kazandık, atölyelerde eğitimde oyuna nasıl alan yaratabileceğimizi keşfettik. Oyunun yalnızca bir eylemsellik hâli değil duygusal ve düşünsel de bir süreç olduğunu, psikolojik sağlamlığa nasıl katkıda bulunduğunu ve yaşam boyu öğrenme için en eğlenceli araçlardan biri olduğunu, oyunun iyileştirici yanını  tartıştığımız ARKA PLAN bölümünde etraflıca ele aldık. İÖK’teki panellerde oyunu yalnızca eğitim ya da iyi olma hâli bağlamında değil oyunun dijital dünyadaki ve sosyal değişimdeki yeri, oyun hakkı gibi farklı boyutlarıyla da keşfettik. Büyüme konusunu incelediğimiz ARKA PLAN bölümümüzde “Çocuk olmayı seviyorum, çünkü çok oyun oynuyorum.”, “Çocuk olmak arkadaşlarınla keyifli vakit geçirmek, oyun oynamak, ödevlere boğulmadan yaşamak demek” diyen çocukları, “oyunla öğrenmenin özellikle erken çocukluk döneminde dezavantajları eşitleyici potansiyeli, zor deneyimlerle ve travmayla baş etmedeki iyileştirici gücü olduğunu” söyleyen “Oyunu Ciddiye Almak” başlıklı ERG Blog yazısıyla daha iyi anladık ve 18. İÖK’te #GörevimizOyun diyerek oyuna hak ettiği yeri hayatımızda tekrar açmaya, oyundan kopmamaya söz verdik.

Yeni normaller ne kadar belirsizliklerle dolu, zorlu ve uyumlanması güç olursa olsun yaratıcılık, işbirliği ve dayanışmanın ilham verdiği bir yıl oldu bizim için. Eğitimin gündeminde olması gereken kavramları hak odaklı bir bakış açısıyla birlikte tartıştığımız, umut veren fikirleri ve çalışmaları birlikte keşfettiğimiz ve yaygınlaştırdığımız, ilham alıp vermeye devam ettiğimiz bir 2022 diliyoruz. 

Şimdiden mutlu yıllar! 

ERG & Öğretmen Ağı ekipleri